ÖĞRETMENLER ÖĞRENCİLERE EVDE VE OKULDA ÖĞRENME STİLLERİNİ KULLANABİLMELERİ İÇİN NASIL YARDIM EDEBİLİR?

 

Yazan: Martin, Dianne

Çeviren: Didem Arslanbaş

 

Bu makale öğrencilerin nasıl öğrendiği ve öğretmenlerin öğrencilere evde ders çalışırken nasıl yardımcı olabilecekleri ile ilgilidir. Genellikle aileler çoçuklarının nasıl daha etkin öğrendiği ve ders çalışabileceği hakkında bilgi sahibi değillerdir. Ailelere göre ödev yapmak için sessiz ve çocuğun rahatsız edilmeyeceği ayrı bir oda gereklidir.  Fakat pek çok genç için bu doğru olan yöntem değildir. Amerika’da genel eğitimdeki çocukların %10’unun özel öğrenme ihtiyacı olduğu belirlenmiştir. Bu tür öğrenciler ve özel eğitime ihtiyacı olmayan bazı öğrencilerin çalışma tarzı ailelerin çalışma modeli ile uyumlu değildir. Öğretmenler öğrencilerin öğrenme stillerini belirleme ile ilgili olarak sadece okul için değil ev için de çalışmalıdır. Çocukların genellikle öğrenme problemleri vardır. Okulda veya evde giderilemeyen belirgin öğrenme ihtiyaçları vardır. Çocuğun öğrenme problemleri öğrenci ve öğretmen ya da öğrenci ve aile arasındaki öğrenme stilleri ve alışkanlıkları arasındaki farklılıktan kaynaklanıyor olabilir mi? Eğer öğrenci ailesinden farklı biçimde ders çalışırsa sorun yaşar mı?Öğrenci öğretmeninden ya da ailesinden farklı stilde öğrendiğinde evde ve okulda zorluklar ve çatışmalar yaşar. Aileler çocuklarının kendine özgü öğrenme ve ders çalışma stillerini anlamalı ve ayrıca okulların da öğrencilere yardım edebilmesi için bu bilgiyi öğrenmeleri gerekir. Öğrenci ailesinden farklı bir öğrenme stiline sahip ise ve aile bu konuda anlayışlı değil ve onaylamıyor ise pek çok zorluk yaşar. Aile ve öğrenci; öğrencinin neden ve nasıl öğrendiği ile ilgili bilgilendirmelidirler. Öğrenci kendi öğrenme stili ile ilgili bilgi edindikçe kendine olan güveni ve kendine verdiği değer artar. Öğrenci ve aile bu konuda bilgilendirilmediğinde öğrenci sorun yaşar ve sonuçları kötü olabilir.

 

Tam olarak öğrenme stili  ne anlama gelir? Gremli (1996)’ye göre, “bir kişinin öğrenme stili kişinin yeni bir bilgiyi işlemesi, içselleştirmesi ve konsantre olmasıdır.” (s. 24) Her birey farklı bir yolla öğrenir ancak elbette ortak noktalar vardır. Fakat “herkesin öğrenme stili vardır- parmak izi kadar bireyseldir” (s. 24). Hiç kimse diğeriyle aynı şekilde öğrenmez. Öğrenciler bilgiyi işleme tarzlarına benzer bir şekilde bilgiyi aldıklarında daha kolay öğrenirler. “Öğrenme Stilinin” öncülerinden Dunn (1992)’a göre “Öğrenme stili; her kişinin zor ve yeni bilgilere konsantre olma, işleme (analitik ya da bütünsel), sindirme ve hatırlama yoludur” (s. 160). Öğrenme stili 18 temel unsurdan oluşur: çevresel (ses, aydınlatma, ısı, oturma düzeni), duygusal (motivasyon, devamlılık, sorumluluk, yapı), sosyolojik (tek, ikili, akran, takım, yetişkin ve çeşitli) ve fiziksel (algısal, atıştırma ihtiyacı, zaman ve hareket) (Dunn & Dunn, 1978, s. 4). Öğrenme stilleri pek çok farklı değişkeni içerir; kişinin bilgiyi alma, işleme ve hatırlama ve uygulama yöntemine göre şekillenir. Aileler çocuklarının öğrenme stillerini anlıyor ve biliyorlar mı? “Çocuklarını uzun süre ve farklı ortamlarda gözlemleme imkanı olan aileler öğrenme stilleri ile ilgili doğru algıya sahiptirler” (De Bello, 1996, s. 38). Bir çocuğun öğrenme stilinin tam olarak anlaşılması aileler için zordur. Çocukların ve ailelerinin öğrenme stilleri farklı olduğunda problemler ortaya çıkar. Aileler çocuklarının kendileri büyürken sahip olduklarına benzer stilleri olduğunu düşünme eğilimindedir. Aileler okula giderken kendi stilleri işe yaradığı için çocuklarına kendi stillerini empoze etmeye çalışırlar. De Bello (1996)’ya göre “aileler çocuklarının öğrenme stillerinden haberdar değillerdir. Ancak araştırmalara göre eğitimciler de öğrencilerin öğrenme stillerinden haberdar değillerdir” (s. 39). Eğer aileler çocuklarının nasıl öğrendiğini anlamazlarsa ve eğer çocukları onlardan farklı bir şekilde öğreniyorlarsa aile ve çocuk arasında çatışmalar yaşanır. “Belki de kişisel öğrenme stili kavramını en iyi anlaması gereken kişiler ailelerdir. Her çocuğun kendine özgü kişiliğini kabul edebilmek için stil farklılıklarını anlamak gerekir” (Guild & Garger, 1985, s. 85). Ailelerin çocuklarının daha başarılı öğrenci olmalarına yardım edebilmeleri için çocuklarının farklılığını anlamaları gerekir. Öğrencinin onun için en iyi olan tarzda öğrenmesine ve çalışmasına izin vermelilerdir. Çocuklar ailelerinden farklı bir şekilde öğrendikleri için mi etkileniyorlar? “Genellikle aileler bireysel farklılıkları dikkate almadan iyi öğrenme konusunda etkin olduklarını düşünürler ve bu yüzden çocuklarına kurallarını empoze etmeye çalışırlar” (De Bello, 1996, s. 39).  Aileler eğer çocuklarının stillerine uygun olmayan bir şekilde çalışmalarını ve öğrenmelerini isterlerse zorluk yaşarlar. Eğer aile öğrencinin tamamen sessiz, iyi aydınlatılmış bir ortamda ve masa başında çalışabileceğini düşünüyor ancak öğrenci müzik dinleyebileceği, az aydınlatılmış bir ortamda ve yerde uzanarak çalışmaya ihtiyacı varsa öğrenci kendi tercihlerini takip ederse sorunlar ortaya çıkabilir. “Öğrenme stilleri unsurları arasında çevresel ihtiyaçlar en önemli olanıdır” (s. 39). Eğer Ailelerin çocuklarının ihtiyaçlarını anlamaları ve kendilerinden farklı olabileceklerini kabul etmeleri gerekir. Hem çocukların hem de yetişkinlerin nasıl biri olduklarının onaylanmasına ihtiyacı vardır. Çocuklar ailelerinden farklı bir şekilde öğrenmeleri ya da çalışmalarına rağmen normal olduklarını bilmeleri onlar için önemlidir. Bunun olmaması çocukların kendilerini sorgulamalarına neden olur ve gelişimlerini engeller. Eğitimciler ailelerin çocuklarını daha iyi anlaması için nasıl yardımcı olabilir? “Okul yöneticileri ve öğretmenler aileleri çocuklarının öğrenme stillerini yansıtan ortamlarda çalışmaya ihtiyacı olduğu konusunda bilgilendirme sorumlulukları vardır” (De Bello, 1996, s. 39). Öğretmenler ailelere öğrencinin çalışma zamanını artırması için neye ihtiyacı olduğunu açıklamalıdır. “Okulların ailelere ebeveyn stilleri, öğretme teknikleri ve okul müfredatı hakkında somut bilgiler verip başarı düzeyini geliştireceğini umuyoruz” (Holland, 1997, s. 14).Eğitimcilerin; ailelerin ve öğrencilerin öğrenme stillerini anlamasını ve ihtiyaçların karşılanması sorumluluğu vardır. Öğrenciler öğrenme ve ders çalışma stillerini nasıl anlayabilir ve öğrenebilirler? Grasha (1990)” birebir görüşmeler öğrencilerin öğrenme deneyimleri ile ilgili konuşmak için iyi bir yoldur” diye belirtmiştir (s. 107). Öğrenci ve öğretmenin karşılıklı olarak görüşmesi öğrencinin kendi ihtiyaçlarını ifade etmesini ve kendi öğrenme ve çalışma stilini kabul etmesini sağlar. Öğretmenler ayrıca öğrencilerini öğrenme stilleri ile ilgili bir test uygulamalarını ve stilleri hakkında formal bir rapor almalarını sağlamalıdır. Bu testler daha açık bir iletişim olmasını ve öğrencilerin kendi güçlü yanları hakkında farkındalık kazanmalarını sağlar. Öğrenci kendi güçlü yanlarının farkına vardıkça bunları yapılandırır. Ayrıca öğrenci zayıf yanları hakkında bilgi sahibi olur ve çalışma ortamının düzenlenmesinde esnek olur. Öğrenci kendi hakkında daha fazla bilgiye sahip olmaya başladıkça gelişme, değişme ve kendini kabul etme konusunda daha becerikli olur.

 

Bu bilgi öğrencilere nasıl yardımcı olur? Bu bilgide anahtar nokta kendine verilen değerin gelişmesidir. Bir kişinin neden diğerinden farklı öğrendiğini ve her ikisinin de uygun olduğunu anlamak büyük çaba gerektirir. “Artık risk altındaki öğrenciler kendilerine güveniyorlar ve kendi öğrenmelerinden sorumlu olduklarını kabul ediyorlar” (Perrin, 1990, s. 24). Eğer bir öğrenci nasıl öğrendiğini ve öğrenmek için nasıl savaştığını anlarsa, çevresini daha iyi kontrol edebilir ve ihtiyaçlarını sorgulayabilir. Öğrenci artık ders çalışmak için tamamen sessiz bir ortama ihtiyacı olduğu için ya da ders çalışırken hareket etmeye ihtiyacı olduğu için kendini farklı hissetmemektedir. Öğrenci ihtiyaçlarına uygun bir şekilde ders çalışmasına ve öğrenmesine izin verildiği zaman iyi davranışları anlamlı bir şekilde artar. O’Brien (1989)’a göre “belkide okular öğretmenlerin müfredatı uygulayabilmesi için hizmet içi eğitimlere zaman harcamak yerine öğrencilerin kendi stilleri hakkında farkındalık  kazanması için zaman harcamalıdır” (s. 85). Öğrenciler kendilerini daha çok anladıkça kendilerini daha çok kabullenecekler ve sınıf içinde sorumluluk duyguları artacaktır.

 

“Öğrenciler kendi öğrenme stillerine ve güçlü yanlarına uygun olarak nasıl çalışabilecekleri ve nasıl ödev yapabilecekleri gösterildiği zaman; farklı okullarda ve çeşitli akademik düzeydeki öğrencilerin akademik başarılarının ve okula olan ilgilerinin arttığı, sınıf içindeki stresin azaldığı gözlemlenmiştir.” (Dunn, 1990, s. 15).

 

Öğrencilere onlar için en uygun zamanda ve ortamda öğrenme fırsatı tanındığında, stillerine uyumlu bir şekilde eğitim verildiğinde ders notları ve öğrencilerin kendilerine verdikleri değer artmaktadır. Guild ve Garger (1985)’a göre “insan ilişkileri alanındaki stil uygulamalarında en önemli konu dünyaya bakış açımızı fark etmemizdir” (s. 23). Yetişkinler kendi bakış açılarına odaklanma eğilimindedirler ve genellikle çocuklarının düşüncelerini görmezden gelirler.

 

Çocuğun öğrenme stilinin bilinmesi daha fazla nasıl yardımcı olabilir? Eğer bir çocuğun öğrenme stili ailesininkinden farklı ise öğrenci kendi stilinin yanlış olduğunu farz eder. Çocuk kendini değersiz görür ve bazı şeyleri yapamayacağını, bazı konuları öğrenemeyeceğini düşünür. Eğer öğrenci kendi bireyselliğini algılar ve ailesi bunu onaylarsa büyük bir savaşı kazanmış olur. Savaşı kazanmak sadece ailesine karşı değildir aynı zamanda kendine de karşıdır. “Öğrencinin öğrenme özellikleri ile ilgili rahat olması, daha etkin bir öğrenen olması için sorumlu olması öğrencinin yaşadığı stresin bir bölümünün azalması ve notlarının yükselmesine yardımcı olur” (Guild&Garger, 1985, s. 48-49). Bir öğrenci okulda yaptıklarının nedenini ve ihtiyaçlarını anlarsa daha mutlu ve daha sağlıklı olur.

 

Stilleri anlamamanın ve bilmemenin bazı sonuçları neler olabilir? Öğrenciler kendi tarzlarına uyumlu bir şekilde çalışmalarına ve öğrenmelerine izin verilmediğinde okulu bırakabilir ve okulda başarısız olabilirler. “Öğrencileri kendi stil özelliklerine uyumlu yöntemler ve yaklaşımlar ile öğretildiğinde hemen hemen her konuyu öğrenebilirler, aynı öğrencilere kendi özelliklerine uygun şekilde ders verilmediğinde başarısız olurlar” (Dunn, 1990, s. 18). Sadece öğretmenin aileyi öğrencinin öğrenme stili hakkında bilgilendirmesi yeterli değildir aynı zamanda ailenin öğretmeni öğrencinin öğrenme stili hakkında bilgilendirmesi ve öğrencinin kendi tazına uygun şekilde eğitim aldığından emin olmalıdır. Aileler çocuklarını öğrenme stilleri ile ilgili desteklemeli ve gereği durumunda okuldan yardım istemelidir.

 

Öneriler

 

Bundan sonra Öğrenme Stilleri Envanterini temel alan bazı öneriler yer alacaktır. Öğretmenler öğrenme stillerine (çevresel, duygusal, sosyolojik ve fiziksel) uygun olarak öğrencilerin ihtiyaçlarını öğrenebileceklerdir. “Öğrencilere seçenekler sunulması motivasyonun artmasını sağlayacaktır” (Dunn & Dunn, 1978, s. 91).

 

Öğrenci testi aldıktan sonra sonuçları ile ilgili olarak öğretmenin öğrenciye nasıl daha iyi öğrendiği ile ilgili açıklama yapması gerekir. Öğretmenler öğrencilerin kendi öğrenme ihtiyaçlarını anlamalarını ve kendi bireysellikleri ile ilgili iyi hissetmelerini sağlamalılardır. Öğretmenler öğrencilerin kendi öğrenme stilleri ile ilgili merak ettikleri tüm soruları cevaplamalılardır. Öğretmenler öğrencilerine onların güçlü yanlarının neler olduğunu ve zayıf yanları ile nasıl başa çıkabileceklerini anlatmalılardır.

 

İkinci adım ise ailelerle görüşmek ve çocuklarının öğrenme stilleri hakkında bilgi vermektir. Onların stilleri ile çocuklarının stillerinin farklı olabileceğini anlamalarına yardımcı olunmalıdır. Bu; çocukları ders çalışırken karşılaşabilecekleri bazı sorunların açıklanmasını sağlar. Ayrıca ailelerin çocukları ile farklılıklarını gözlemleyebilmesi için onların da Öğrenme Stilleri Envanterini uygulamaları sağlanabilir. Ayrıca çocukları ile benzerliklerini ve farklılıklarını yapılan görüşmelerde fark edebilirler.

 

Daha sonra aile ve öğrenci ile birlikte görüşülüp evde ders çalışma ile ilgili bir plan hazırlanabilir. Öğretmen bu görüşmede destekleyici rol üstlenmeli, öğrenci ve aile ortak bir karara varmalıdır. Herkes çocukların öğrenme ihtiyacını algılayabilecek düzeydedir, ancak öğrenciye kuralların da konulması gerekmektedir. Bu kurallar öğrencinin ihtiyaçlarını destekler ve ailelerin kontrolünün devamını sağlar. Grubun çocuğun daha iyi öğrenmesi için nasıl yardımcı olabileceklerine karar vermeleri gerekir. Eğer çocuk ders çalışırken atıştırma ihtiyacı duyuyorsa aile buna izin vermelidir. Eğer çocuk yerde uzanarak ve müzik dinleyerek ders çalışmak istiyorda aile bunu onaylamalıdır. Ailelerin onaylamaması gereken tek şey çocuklarının öğrenme stillerini ders çalışmamak için bir bahane olarak kullanmalarıdır. Öğrenciye yardım etmek öğretmenin sorumluluklarından biridir ve öğrencinin ders çalışma ihtiyaçlarının evde karşılandığından emin olmalıdır.

 

Öğretmenler ayrıca sınıf içinde uygulanabilecek bir plan oluşturulması için öğrencilere yardım etmelidir. Öğrenciler diğer öğretmenleri Öğrenme Stilleri Envanterini kullanmasalar bile ihtiyaçlarını karşılamak için neler yapabileceklerini sorabilmelilerdir. Öğretmenler öğrencilere güçlü yanlarından yararlanmaları için bir plan oluşturmalarında yardımcı olabilirler. Rol canlandırmaları öğrencinin öğretmene öğrenme ihtiyacı ile ilgili soru sorabilmesi için yararlı olabilir. Mesela; bir öğrenci informal ve az aydınlatılmış ortamlarda ve kimseyi rahatsız etmeden ayakta gezinerek öğreniyor. Öğretmen öncelikle öğrencinin her dersin bir saat olduğunu anlamasını sağlamalıdır.  Ayrıca fen bilgisi öğretmenine sınıf içinde aydınlatmayı daha loş hale getirmek için güneş gözlüğü kullanıp kullanamayacağı sorulabilir. Eğer sınıf öğretmeni öğrencinin birkaç öğrenme engelleyicisini kaldırmasını sağlarsa öğrencinin öğrenmesi gelişecektir. Öğrencilerle birlikte bu tür etkinlikleri geliştirmek, ihtiyaçları ile ilgili nasıl soru sorabileceklerini öğretmek öğrencinin ders çalışma ihtiyaçlarını karşılamak için daha iyi yollar öğrenmelerini, kendilerine verdikleri değerin artmasını ve kendilerinin normal olduğunu anlamalarına yardımcı olur. Dunn ve Dunn (1978)’a göre “Öğrendiklerimiz ve nasıl öğrendiğimiz ile ilgili kontrolümüz arttıkça motivasyonumuz artar” (s. 84). Öğrenci kendini güçlü hissettikçe motivasyon artar. Dunn (1978)’a göre “doğru yöntem doğru öğrenciyle eşleştirildiğinde akademik başarı ve öğrenmeye yönelik olumlu eğilim artar” (s. 156). Öğretmen öğrencinin kendini rahat hissettiği şekilde öğretirse öğrenci anlamlı bir başarı gösterir.

 

Bu sürecin diğer bir yararı öğretmenin farkındalık kazanmasıdır. Öğretmenler öğrenci ile plan ve hedef oluşturma konusunda birlikte çalıştıkça, sınıf içinde farklı stillere sahip kişilere nasıl öğretebilecekleri konusunda daha etkin olurlar. “Araştırmalar göstermiştir ki, pek çok durumda öğretmenler gençlerin ihtiyaçlarını fark etmede zorlanmaktadırlar ancak öğrencilere onların öğrendiği gibi ders vermek öğrencilerin motivasyonunu ve başarısını belirgin şekilde artırır” (Dunn & Dunn, 1978, s. 83). Bu; öğretmenlerin sadece öğrencilerin öğrenme stillerini anlaması açısından değil kendi stillerini anlaması açısından da önemlidir. Öğretmenler fakındalık kazandıkça öğrencilerin ihtiyaçlarını karşılamada daha başarılı olurlar.

 

Program hakkında neler söylenebilir? Okulda öğrencilerin zor dersler için programa ihtiyaçları vardır. Bazı öğrenciler için sabah saatleri doğru zaman iken bazıları için öğleden sonra doğru zamandır. Öğrencilerin gün içinde esnekliğe ihtiyaçları vardır ve öğrenmeleri ile ilgili sorumluluklarını almalılardır. Evde çalışma alanlarını kendi öğrenme ve çalışma stillerine göre düzenlemeye ihtiyaç duyarlar. Aileler bu konuda destekleyici olmalıdır. Eğer aileler geleneksel tarzda öğrenen kişiler ise bu konuda zorlanabilirler.

Aileler çocuklarına nasıl yardımcı olabilir? Çocuklarının kendilerine inanmaları konusunda cesaretlendirebilirler. Aileler çocukları için rol modellerdir. Öğrencinin öğrenmeye yönelik gösterdiği çabayı takdir etmelilerdir. Öğrenci zorluk yaşadığında onun çalışmaya devam etmesi için desteklemelilerdir. Aileler okul etkinliklerine dahil olduklarında öğrenciler de okulun önemini kavrayacaklardır. Aileler çocukları geleneksel yöntemlerle öğrenmekte zorlanıyor olsa bile bazı kurallar koyabilirler. Öğrencinin ödevlerini tamamlaması için belirli bir süre verilmesi önemlidir.

 

Öğrenciler aile ve öğretmen desteğine ihtiyaç duyarlar. Yönlendirme ve bilgi olmadan öğrenciler okul sistemi içinde kaybolabilirler ve potansiyellerini gerçekleştiremezler. Ancak öğrenme sisteminde ufak ayarlamalar ve öğrencilerin öğrenme stillerini anlamak öğrencilerin performanslarında önemli gelişmeler sağlayabilir.