SINIFLARDA ÇOKLU ZEKAYazan: Jennifer L. Nolen Çeviren: Didem Arslanbaş Bu makale farklı öğrencilere öğretim ile ilgili çözümler sağlamayı amaçlamaktadır. Pek çok öğretmen bireysel öğrenme stilleri ve ihtiyaçlarıyla ilgili çözümler bulabilmek için savaşmaktadırlar. Çeşitli öğrenme stillerini bir araya getirebilecek öğretme tekniklerinden biri Howard Gardner’ın Çoklu Zekasıdır. Bu makale Howard Gardner’ın teorisi ile bağlantılı sekiz çoklu zeka hakkında genel bilgi sağlamayı amaçlamaktadır. Herbir zeka farklı özellikleri içeriyor. Makalede eğitimciler için sınıf içinde farklı zeka tiplerini günlük planlarına dahil etmek için kullanabilecekleri yöntemler önerilmektedir. Bu teori her öğrencinin kendi güçlü yanları ile bağlantılı bir şekilde öğrenmesini sağlar ve farklı öğrencilerin ihtiyaçlarının karşılanması ile ilgili uzun süredir devam eden tartışmaya bir çözüm üretmektedir. Farklı öğretme tekniklerini uygulayabilmek için öncellikle farklı öğrenme stillerinin olduğunu fark etmek gerekir. Howard Gardner Çoklu Zeka teorisini geliştirirken bunun farkındaydı. Gardner’a göre sekiz farklı zeka çeşidi bulunmaktadır. Howard Gardner’ın çoklu zeka teorisi öğrencilerin bireysel ihtiyaçlarını karşılamak için öğretmenlerin öğretim tekniklerini farklı ihtiyaçlara göre adapte etmelerini gerektirir. Garder’ın ilk zekası linguistik ya da dilsel zekadır. Dilsel zeka dil alanındaki beceriyi içermektedir. Dilsel zekaya sahip olan kişiler kelimeler ile düşünürler ve işitsel becerileri oldukça gelişmiştir. Sıklıkla yazarlar veya okurlar. Dili iyi kullanabildikleri için öğretmenlik, gazetecilik, yazarlık, hukuk ve çeviri gibi alanlara eğilimleri vardır. Dil onların kolay hatırlamalarını sağlar. Dilsel zekaya sahip olan öğrenciler genel olarak iyi şaka ve hikaye anlatanlardır. Dilsel zeka bir kişinin dilbilgisine ve kelimelere özel olarak dikkat etmesini sağlar. Kelimeleri net bir şekilde kullanma becerileri vardır. Bu becerilerini açıklama yapmak, ikna etmek veya eğlendirmek için kendi yararlarına kullanabilirler. En iyi; kelimeleri kullanarak hatırlarlar. Dğer bir avantajları ise, açıklama yapmaktaki başarılarıdır; bu yüzden dilsel zekaya sahip pek çok kişi öğretmenliği seçmiştir. Ek olarak; dili analiz etme becerileri vardır ve diğer insanların kelimeleri kullanırken neyi ifade etmek istediklerini daha iyi anlarlar. Dilsel öğrenen öğrencilerin gelişmesi için öğretmenlerin öğrencilerin ilgilenebileceği ve anlayabileceği bir dil kullanmaları gerekir. Eğer doğru kullanılırsa; dil öğrenen ve konu arasında bir köprü oluşturulmasını sağlar. Öğrencilere kendi yaşamlarındaki konularla ilgili (spor, televizyon, popüler müzik grupları vb.) yazı yazmaları, okumaları ya da sözel rapor vermelerini istemek dilsel zekalarını geliştirecektir. Müzik ve dil aynı ortamda düşünülebilir. Ancak ders olarak ayrılmışlardır. Müziksel zeka bir sonraki çoklu zekadır. Müziksel zeka seslerin mümkün olan en geniş kapsamda kullanılmasını sağlar. Müziksel zeka nota, ritm ve tınıların anlaşılmasını sağlar. Müziksel zekaya sahip kişiler müzik yoluyla duygularını iletirler. Bu zeka genellikle erken yaşlarda fark edilir. Müziksel zekaya sahip olan ve olmayan kişiler arasındaki fark bir çocuğun şarkı söylemeyi öğrenmesiyle ortaya çıkar. Müziksel zekaya sahip çocuklar genellikle müzikleri anlarlar ve eleştirirler. Bizim kültürümüz müziğin önemini ve müzik eğitimini küçümsemektedir. Öğretmenler müziksel zekayı “formal müzik analizi ve temsiliyle” destekleyebilirler. (Gardner, 1983, s.11). Müzik, çocukların eğitiminde önemli olan; duyguların anlaşılması ve bilinmesine yardımcı olur. Müziksel zekanın değerli olmasının diğer bir nedeni ise bu zekanın diğer zekalarla bağlantılı olmasıdır. Mesela; müziksel zeka, matematiksel zekayla bağlantılıdır çünkü müzik; oran, düzen ve matematiksel özellikler içerir. Matematiksel- Mantıksal zeka ise şablonları tespit etme, kıyaslamalı ve mantıklı düşünme becerisidir. Çocuklar bu zekayı ilk nesneleri düzenleme ve yeniden düzenleme yoluyla keşfederler. Bilye veya boncuk gibi malzemeleri kullanarak matematiğe başlarlar. Zaman geçtikçe, çocuklar malzeme kullanmadan kafalarında matematiği kullanmaya başlarlar. Bu zeka geliştikçe soyut kavramlara olan ilgi matematiksel zekaya sahip olanları diğerlerinden ayırır. Neden-sonuç ilişkisi içindeki düşünmeyi iyi bir şekilde gerçekleştirirler. Bu çocuklar mantıksal sıralamayı takip edebildikleri için geleneksel sınıflarda başarılı olan model öğrencilerdir. Diğer bir avantajları ise çok hızlı hesaplama yapabilmeleridir. Bu özellikler hayatın ilk başlarında ortaya çıkar. Deli bilginler matematiksel zekada oldukça başarılıdırlar. Pek çoğu hesaplamada oldukça üstündür. Bazıları insan hesap makineleri olarak adlandırılırlar: tren saatleri, gazetelerin finans tabloları gibi uzun bilgileri hatırlayabilirler. Matematikçiler ve fenciler aynı mantıksal zekaya sahip olsalarda aralarında bazı farklar vardır. Matematikçiler soyutla ilgilenirken, fen bilimciler fiziksel gerçekleri açıklamaya uğraşırlar. Matematikçiler için şablonlar ve modeller önemli iken fen bilimciler fiziksel evrenle ilgilenirler. Fen bilimciler gibi görsel/uzamsal zekaya sahip olan kişiler soyutla ilgilenmezler. Görsel/Uzamsal Zeka kişilerin yarattıkları görsel öğeler aracılığıyla problem çözme becerisidir. Görzel zekaya sahip olan kişiler “görsel dünyayı doğru algılar, şekilleri ilk algılarına göre değiştirir ve düzenler, fiziksel bir öğe bulunmaksızın görselleri yeniden oluşturur.” (Gardner, 1983, s. 173) Görsel zeka, çizim, hayal etme veya değiştirme becerisi olmaksızın görsel algılama olarak ortaya çıkabilir. Görsel zekanın büyük bir kısmı görsel dünyada ortaya çıkar ancak görme engelli insanlarda da görsel zeka bulunabilir. Eğer bir kişi, “nesnelerin farklı açılarını algılayabiliyorsa, bir düzeneğin hareketini hayal edebiliyorsa, vücudun uzayla ilişksini gözlemleyebiliyorsa görsel zekaya sahip olduğu söylenebilir” (Gardner, 1983, s. 175). Görsel zeka avcılar ve gezginlerin yolu daha algılamasını sağlar ve kaybolma riskini azaltır. Seyir subayları ve rehberler; ayrıca mimarlar ve ışıkçılar özellikle görsel zekaya sahiptirler. Görsel zekaya sahip olan kişiler stranç oynamaktan, renklerle uğraşmaktan ve dünyayı farklı olarak hayal etmekten hoşlanırlar. Görsel zekanın sanattaki rolü çok nettir. Resim ve heykel görsel zekaya dayanır. Bir santçının stili genellikle görsel becerisine bağlıdır. Görsel zekaya sahip olan çocuklar genellikle resim ve fotoğrafları kullanarak daha iyi öğrenirler. Düşüncelerini çizmelerini istemek iyi bir değerlendirme şeklidir. Ayrıca bu öğrenciler filmlerden, tepegözlerden ve şekillerden yararlanırlar. Matematiksel zekanın tersine görsel zeka somut olanla ilgilenir. Gördüklerimiz ve hissettiklerimize odaklanır. Somut ile ilgilenen diğer bir zeka ise bedensel/kinestetik zekadır. Bedensel-Kinestetik zeka dünyayı beden-vücut yardımıyla anlama becerisidir. Bu kişiler vücutlarını belli bir amaç için becerikli bir şekilde kullanırlar. Parmaklarını ve ellerini kullanma becerileri, büyük bedensel hareketlerini kontrol etme becerileri vardır. Nesneleri manipule etme ve hareket kontrolü de diğer özellikleridir. Bu beceriler bu kişilerin cerrah, heykeltraş, halı dokumacı, tesisatçı, atlet, dansçı, pandomim sanatçısı gibi mesleklerde kolaylıkla uzamanlaşmalarını sağlar. Dansçılar; “amaçlı, ritmik, estetik görünümü olan sözsüz vücut hareketlerini kullanırlar” (Gardner, 1983, s. 222). Kinestetik, zarif bir şekilde hareket etme ve başka kişilerin ve nesnelerin hareketlerini ve dinamik becerilerini idrak etme kapasitesidir. Bedensel zekaya sahip olan kişiler bu yüzden performans sanatlarında başarılıdırlar. Atletler için de bedensel zeka yararlıdır. Sıradışı atletler güçlü, nazik, zariftirler ve bu beceriler onların iyi zamanlama yapmalarını ve daha başarılı olmalarını sağlar. Bedensel zekaya sahip olan öğrencilere verilen eğitim manipülasyonlar ve fiziksel hareketlerle güçlendirilebilir. Bu çocuklar öğrenme sırasında nesnelere dokunmak isterler ve uzun süre yerlerinde oturamazlar. Elleriyle yapılan etkinliklerle meşgul olmaktan hoşlanırlar, sınıf içinde öğrenmelerini kolaylaştıracak farklı öğrenme gereçleri kullanılabilir. Bu öğrenciler sınıf içinde huzursuz olarak görülebilir. Ellerinde tutmaları için bir şeyler vermeniz soruna çözüm olabilir. Şirketler toplantılarında bu sorunu fark etmişlerdir ve toplantılarına “executive oyuncaklar” getirirler. Her katılımcıya ellerinde meşgul olması için aygıtlar verilir. Bunlar yaratıcılığı ve üretkenliği artırmaktadır. Aynı etki bedensel zekaya sahip olan öğrencilerde de görülebilir ve onları sakinleştirmek ve ilgilerini artırmak için ellerinde sadece bir şeylerin olması yeterli olabilir. Bir kişinin kendini fark etmesi “ duygularını ve hislerini, varlığını algılaması” öğrenmesini etkileyebilir (Gardner, 1983, s. 235). Sosyal zeka insanlar arası duyguları, eğilimleri, zekaları anlama becerisidir. Sosyal zeka ile içsel zekanın pek çok ortak özelliği vardır. İçsel zeka da kişi daha çok kendi ile ilgilidir. Kişinin kendini bilmesi ve kendi içinde olup bitenleri algılamasıdır. Bu kişisel zekalar insanların en başarılı olduğu alanlardır. Bu zekalar bebeklikten bu yana gelen bilgi işleme kapasitesidir. Sosyal zeka; öğretmenler, politikacılar, Gandhi ve Martin Luther King Jr. gibi dini liderler, satış uzmanları, terapistler ve danışmanlarda daha gelişmiştir. Kült liderler ve Adolf Hitler gibi kişilerde de aşırı gelişmiş sosyal zeka bulunmaktadır, bu da sosyal zekanın her zaman iyi bir şekilde kullanılmadığını göstermektedir. İçsel zekaya sahip olan kişiler genellikle orijinal, hayal gücü yüksek, sabırlı, disiplinli, motivasyonu yüksektir ve kendine saygısı vardır. Bu zeka içsel kaynaklardan gelişir. Her sınıfta içsel özellikler desteklenmelidir. İçsel zeka öğrencinin onu nasıl kullanmak istediğine göre gelişir. Hayal kurma egzersizleri ile geliştirilebilir. Bu öğrencilere çok aşamalı ve bir üst aşamaya geçmeden bir öncekinin kontrolünü gerektiren ödevler verilebilir. Bu öğrencilerin sabrını ve süreç takibi becerisini geliştirecektir. Bu öğrenciler öncellikle neyin olması gerektiğini hayal ederler ondan sonra gerçekleştirirler. Sosyal zeka ise öğrencilerin bir arada çalışmasını sağlayarak geliştirilebilir. Kültürün sembollerinin öğrenilmesi ve kullanılması sosyal zekayı geliştirir. Gözlem ve deneyim kişisel zekalar (içsel ve sosyal) için en uygun araçlardır. Çevresel ya da doğasal zeka da gözlem ve deneyimden yararlanan diğer zekadır. Doğasal zeka Gardner’ın şu an için öne sürdüğü son zekadır. Doğanın sembollerini anlama ve yaşamayı sağlayan dengeye saygı duyma becerisidir. Bu zekaya sahip kişiler doğanın özelliklerine birbiriyle ilişkisine saygı duyar. Dünyanın geleceğini önemserler ve dünyaya zarar vermenin gelecek nesilleri nasıl etkileyebileceği ile ilgilenirler. Doğasal zekaya sahip olan kişiler genellikle bitkileri tanıma ve sınıflandırmada uzmandırlar. Doğacılar moleküler biyolog ya da aktarda çalışan kişiler olabilir. George Washington Carver, Rachel Carson ve Charles Darwin doğasal zekaya sahip olan kişiler olarak değerlendirilir. Kayaları, böcekleri, kabukları veya dinazorları sınıflandırmada başarılı olan çocuklar doğasal zekaya örnek kişilerdir. Bu çocuklar açık hava ortamında daha iyi öğrenirler. Öğretmenler bu öğrencilere doğayı gözlemleme, doğada gerçekleşen deneyimleri fark etme, doğa ile ilgili makaleleri okuma, teleskop veya dürbün kullanarak doğayı inceleme, doğa gezileri, evcil hayvanlarla ilgilenme gibi etkinlikler planlayabilirler. Bu etkinlikler bu öğrencilerin bire bir yaparak ve deneyerek öğrenmelerini sağlar. Bu makalede anlatılan tüm zekalar öğretmenlerin farklı öğrenme stillerini anlamaları ve uygulamaları için anlatılmıştır. Öğretmenler hazırladıkları malzemeleri tüm zekaları içerecek şekilde yapılandırmalıdır. Öğretmenler sınıf içinde öğrencilerin ihtiyaçlarına odaklandıklarında öğrenme düzeyi artar. Her bir zeka her öğrenende bulunur öğretmenin görevi bunların gelişimini ve desteklenmesini sağlamaktır. |
|